Vücudumuz Bilmecesini Çözelim

A. HAREKET VE DESTEK

Vücudumuzda sert bir yapıya sahip kemiklerden oluşan bir iskelet sistemi vardır.

Nasıl ki evin esasını, iskeletini birbirine bağlı demirler, direkler teşkil ederse vücudunda çatısının dik durmasını birbirine bağlı ve eklemli olan sert kemikler temin ederler. Kemikler aynı zamanda iç organların birbirine bağlanmasını beyin ve akciğerler gibi bazı organların da korunmasını temin ederler. Vücudumuzda 206- 208 kadar kemik vardır. Kemiklerin hepsine birden iskelet adı verilir.

İnsan, omurgalıların memeliler sınıfına giren bir canlıdır. Bütün omurgalılarda olduğu gibi insan vücudu da iskelet adını verdiğimiz kemikler ve eklemlerden oluşmuştur. Vücudumuzun iskeletinde kafatası, omurga, göğüs kafesi, kollar ve bacaklarla bu kemikleri birbirine bağlayan hareket etmemizi sağlayan eklemler vardır.

Kemik, yıldız veya örümcek şeklindeki kemik hücre ile hücreler arası sert bir madde ile doldurulmuş bir dokudur. Kemik hücreleri, Havers kanalları denilen kanalların etrafında merkezleri bir daireler halinde dizilmiştir. Hücreler aralarındaki sert ara maddesi; yumurta akı maddesi ve madensel tuzlardan yapılmıştır. Yumurta akı maddeleri kemiğin 1/3 'ünü madensel tuzlar da 2/3 'ünü oluşturur.

İnsan iskeletini teşkil eden kemikler

İnsan vücudunda bulunan bütün kemiklerin (208 kadar) oluşturduğu birliğe iskelet denir. Omurgalı hayvanlarda olduğu gibi insanda da iskeletin görevleri vardır. O görevler şunlardır:

 

1. Bütün vücudun çatısını teşkil eder, vücuda diklik ve sertlik verir.

İç organlarımızı korur. (Kafatası içinde beyin, omurga kanal içinde omurilik göğüs kafesinde akciğerler ve yürek.)

İç organlara ve kaslara bağlanma yüzeyini teşkil eder.

Kol ve bacaklar gibi hareket organları birtakım kaldıraçlar teşkil etmek suretiyle hareketlerimizi kolaylaştırır. **Bir kemik parçasını tuz asidi içine atıp bir müddet beklersek, kemiğin tuzlan erir. Esnek, yumuşak ve yapışkan olan bir kısım kalır ki bu kemiğin organik kısmıdır.Kemik ateşte yakılırsa organik kısımlar gaz halinde uçar. Ceride kemik külü denilen bir kısım kalır, bu da muhtelif tuzlarlardan ibarettir. Kemikten alınan kesitlerde kan damarlarının ve sinirlerin gitmesine yarayan bir takım ince kanallar görülür. Bunlara Havers kanalları denir.

 

Kemiklerin Şekilleri

İnsanın vücudu 208 kadar kemikten yapılmıştır. Bu kemikler şekillere göre 3 kısma ayrılır:

Uzun kemikler

Kısa kemikler

Yassı kemikler a)Uzun kemikler, boyu eninden büyük olan kemiklerdir. Kol ve bacak kemikleri uzun kemiklerdendir. Uzun kemiklerin baş tarafı şişkin, orta tarafları incedir.Şişkin kısma kemik başı, ince kısımlara da kemik gövdesi denir. Uzun bir kemikten dikine bir kesit alınırsa,kemik gövdesinin ortasında kemik kanalı görülür. Kemik kanalı yağlı bir madde olan kemik iliği ile doldurulmuştur. Kemik gövdesi dıştan 1-2 mm kalınlığında kemik zarı denen bir zarla Bir kemik parçasını tuz asidi içine atıp bir müddet beklersek, kemiğin tuzlan erir. Esnek, yumuşak ve yapışkan olan bir kısım kalır ki bu kemiğin organik kısmıdır.

b) Kısa kemiklerEni boyuna eşit olan kemiklere kısa kemik adı verilir. El ve ayak kemikleri kısa kemiklere örnek gösterilir. Omurgayı oluşturan omurlar ve bilek kemikleri kısa kemiklerdir. Bunların etrafında sert kemik bulunur. Ortalarında yassı kemiklerden daha fazla sünger doku bulunur. . .

c) Yassı kemikler Geniş yüzeyli, kalınlığı az olan kemiklere yassı kemikler denir. Kafatasında bulunan alın, yan ve art kafa kemikleri ve kaburga kemikleri yassı kemiklerdendir. Yassı kemikler sünger dokudan yapılmıştır.

Kemiklerin uzunluğuna ve enine büyümesi:

a) Kemiklerin uzunluğuna büyümeleri:

Kemiklerin boyuna büyümesi, kemiklerin uçları ile kemik gövdesi arasında bulunan kıkırdak dokusu vasıtası ile olur. Bu doku çocuk doğduğu andan itibaren devamlı kemik dokusu vererek kemiğin uzamasını sağlar. Bu büyüme 12-24 yaşına kadar devam eder. Bundan sonra kıkırdak dokusu tamamen kemik dokusu hâline geldiğinden uzunluğuna büyüme olmaz.

b) Kemiklerin enine büyümesi:

Kemik zarı vasıtası ile olur. Çocukların kemiklerinde Kemik dokusu ve kemik kanalı bulunmaz. Sadece kıkırdaktan yapılmıştır. Beslenme ile kemik zarı, her zaman içe doğru yeni Kemik dokusu omurgayı yay halinde bulundurur.

İSKELELETİN YAPISI VE GÖREVLERI

İnsan iskeletinin bölümleri

Baş iskeleti

Gövde iskeleti

Üyeler (kol ve bacaklar)

1. Baş iskeleti

Kemikler birbirine olabildiğince sıkı bağlanmıştır. Aralarında oynamaz eklemler vardır. Yalnız çene kemiğinde yarı oynar eklem vardır. Beyin bu kemikler içinde bulunur.

2. Gövde iskeleti

Omurga ve göğüs kemiğinden oluşur.

a) Omurga: Omurga birbiri üzerine dizilmiş 33 kemikten yapılmıştır. Bu kemiklerden her birine omur adı verilir. Her omurda bir omur cismi, iki kemiksel yay iki yan çıkıntı bir dikensel vardır. Omurların ortası deliktir. Bu deliğe omur deliği adı verilir. Bu delikler üst üste dizildiği zaman omurga kanalını meydana getirirler. Bu kanalda omur ilik bulunur. Omurların arasında kıkırdaktan yapılmış esnek yastıklar vardır. Omurga kafatasından kuyruk sokumuna kadar uzanır.Düz olmayıp hafif S şeklini almıştır.Omurga vücudu dik tutar.Omurlar şekline ve yerlerine göre beş bölgeye ayrılır

I- Boyun bölgesi 7 omurdan meydana gelir

11- Sırt bölgesi 12 omurdan meydana gelir

III-Bel bölgesi 5 omurdan meydana gelir.

IV-Sağrı bölgesi 5 omurdan meydana gelir.

V-Kuyruk sokumu -4 omurdan meydana gelir.

Bu bölgelerden boyun ve bel bölgeleri hareketli,sırt az hareketli,sağrı ve kuyruk sokumu omurları birbirleri ile birleşmiştir.

b)Göğüs kafesi;Sırt omurları,kaburgalar ve göğüs kemiğinden oluşur. Akciğer ve kalp burada bulunur.

3.Üyeler

Kol ve bacaklar gövdeye köprülerle bağlanmışlardır. Aralarında tam oynar eklemler vardır.

a-Kollarda; Pazu, dirsek, ön kol, el bilek, el tarak ve parmak kemikleri vardır.

b-Bacaklarda;Uyluk, diz kapağı, baldır, kaval, ayak bilek, ayak tarak, topuk ve parmak kemikleri vardır. Bacaklar gövdeye kalça kemeriyle bağlanmışlardır.

Kafatası Kemikleri

 

Alın kemiği (alnımızda bulunur)

Art kafa kemiği (kafatasının arkasında)

Yan kemiği (kafanın yan taraflarında)

Şakak kemiği (kulakların bulunduğu yerde)

Temel kemiği (beynin üzerine oturduğu kemik)

Kalbur kemiği (görme ve koklama
sinirlerinin geçtiği kemik)

 

 

 

Yüz Kemikleri

 

    Alt çene kemiği (bir tane ve hareketli)

    Sapan kemiği (burun boşluğunu ikiye ayırır,bir tane)

    Üst çene kemiği (birbirine kenetlenmiş, iki tane)

    Damak kemiği (ağzın üst tavanı, iki tane)

    Elmacık kemiği (yüzde çıkıntı yapan kemik, iki tane)

    Burun kemiği (gözlük takılan kemik, iki tane)

    Boynuzcuk kemiği (burun boşluğunun yanında, iki tane)Tırnakcık kemiği (göz çukurunun iç duvarında, iki tane)

 

 

Omuz Kemeri ve Kol Kemikleri

Omuz kemeri arkada kürek önde köprücük kemikleri olmak üzere ikişer kemikten yapılmıştır. Bu iki kemiğin teşkil ettiği çukurluğa kolumuzun pazı kemiği yerleşmiştir. Pazı kemiğinden sonra yan yana ön kol ve dirsek kemiği gelir. Dirsek kemiğinin bir çıkıntısı pazı kemiğine bağlandığından kol kemiği arkaya doğru bükülmez.

Kol ve dirsek kemiğinden sonra 8 tane bilek kemiği, 5 tane tarak kemiği, baş parmak kemiği iki, diğerleri üçer olmak üzere 14 tane parmak kemiği gelir. En küçük kemikler, ayak parmak kemikleridir.

Omuz kemiklerine bağlı kol kemikleri:

Pazı kemiği

Ön kol- dirsek kemiği
8. El bileği kemikleri

5. El tarağı kemikleri

14. El parmağı kemikleri

Kalça kemiğine bağlı bacak kemikleri:

Diz kapağı kemiği

Uyluk kemiği

Baldır-Kaval kemiği
7. Ayak bileği kemikleri
5. Ayak tarağı kemikleri
14. Ayak parmağı kemikleri

Bacak ve ayaklarımız vücut ağırlığını taşımak, yürümek, koşmak, atlamak, ayakta durabilmek için özel bir şekil almıştır. Ellerimiz ise parmakların çok kıvrak olan hareketleri sayesindeher türlü işi yapabilecek bir özellik kazanmıştır.

 

Eklemler

Kemiklerin birbirileriyle birleşme yerlerine eklem adı verilir. Bütün kemikler eklemler sayesinde birbirine bağlanarak vücudumuzun çatısını teşkil ederler. Eklemler hareketine göre üçe ayrılırlar.:

1. Oynamaz eklemler:

Oynamaz eklemler kafatası kemiklerinde görülür. Kafatası kemikleri birbirine testere dişlisi gibi kenetlenmiştir. Hareket etmezler. Kuyruk ve sağrı omurları da oynamaz eklemlerdendir.

2. Yarı oynar eklemler:

Omurgadaki eklemler yarı oynar eklemlerdendir. Omurgada omurlar arasında kıkırdak yastıklar bulunur. Bunlar sayesinde omurga az çok yarım bir harekete sahiptir. Bu tip eklemlere, boyun, bel omurlarında, alt çene kemiklerinde rastlanır.

3. Tam oynar eklemler:

Tam ve Yarım oynar eklemler kol ve bacaklarda görünen eklemlerdir. Bu eklemlerde kemiklerden birinin şişkince olan ucu diğerinin çukurlaşmış ucuna yerleşmiştir. Kemiklerin bu kısımları esnek cilalı

bir kıkırdak tabakasıyla örtülmüştür.Kemiklerin arasında sürtünme ile aşınmamaları için, içinde yumurta akmsı bir sıvı bulunan kese vardır. Eklemi dıştan, eklem kapsülü denilen bağlar sımsıkı sarmıştır.

Oynar Eklemler. Bu tür eklemlere en iyi örnek olarak üyelerin eklemlerini verebiliriz.Eklemler arasında boşluk bulunur, ve bu boşluk eklem sıvısı ile doludur.

 

Kaslar

İskeletimizi meydana getiren kemik ve eklemler kendileri hareket etmezler, hareket ettirilirler.İskeletimizi eklem yerlerinden hareket ettiren kaslardır. Kaslar kasılarak hareketi sağlar. İskeletin üzerini sararak vücudumuza esas şeklini veren ve eklemlerle birlikte hareketi sağlayan yapılara kas denir. Kasların % 70'inin su olduğunu biliyor musunuz?

 

 

Kas Sisteminin Görevleri

İskelet sistemiyle birlikte vücudun hareketini sağlar,

Vücudumuza asıl şeklini verir.

 

Vücudumuz Nasıl Hareket Eder ?

Vücudumuz et dediğimiz kaslar vasıtasıyla hareket eder.İskeleti vücuda getiren bütün kemiklerin ve iç organlarımızın hareketleri kaslarla temin edilir. Kemikleri saran kaslar kırmızı, iç organları yapan kaslar beyaz renklidir.

İskelet kasları çoğunlukla çiftler halinde çalışırlar. Hareketler birbirine zıt çalışan kaslar sayesinde oluşur. Birbirine zıt çalışan kaslara antogonistik kaslar denir. Örneğin, kolumuzu hareket ettiren iki kas vardır. Biri kolun vücuda yaklaşmasını (bükücü kas), diğeri de uzaklaşmasını (açıcı kas) sağlar. Karın ve sırt kasları ise aynı anda kasılıp gevşeyerek çalışırlar. Bu kaslara sinersist kaslar denir. Bazı kaslar ise kemikten deriye ya da düz kaslara olduğu gibi deriden deriye bağlanırlar. Bu bağlanış şekli mimiklerin oluşmasında etkili olur.

Kas çeşitleri

Kırmızı Kaslar (çizgili kaslar)

Beyaz kaslar (düz kaslar)

Kalp kası

1)Kırmızı Kaslar(Çizgili Kaslar)

Çoğu iskelete bağlıdır.

İsteğimiz ile çalışırlar.

Hızlı kasılır, çabuk yorulurlar.

Kasılmaları güçlüdür.

Örnek: Baş, boyun, el ayak, parmak ve göz kapağı kasları kırmızı kaslardır.

2.Beyaz Kaslar(Düz Kaslar)

İç organlarımızdaki kaslardır.

İsteğimiz dışında çalışırlar.

Yavaş çalışırlar.

Zayıf kasılırlar.

Örnek: Mide, yemek borusu, bağırsak ve diğer iç organlar beyaz kaslardan yapılmıştır.

3. Kalp Kası

Kalp kası, kırmızı kastan yapılmıştır. Yalnızca iç organları oluşturan kaslar beyaz (düz) kaslardan yapılmalarına rağmen yalnızca kalp kasları kırmızı kastan yapılmıştır. Diğer iç organları oluşturan kaslar kalp kası hariç hepsi beyazlardan oluşmuştur.

Kırmızı kastır.

İsteğimiz dışında çalışır.

Kırmızı kaslar, beyaz kaslara göre, daha kısa sürede ve daha kuvvetli kasılıp gevşerler.

Harekette İskelet Kas İlişkisi

Kasların çalışması

Kaslar tutundukları kemikleri kasılıp gevşeyerek hareket ettirirler.

Kaslar, kasılıp gevşeme özelliğine sahiptir.

İskeleti oluşturan kemikler, kemikleri birbirine bağlayan eklemler ve iskelet kas doku
hareket etmemizi sağlar.

Bazı hareketler için iki kas bulunur.

Bu kaslar birbirine zıt çalışırlar.

Kaslardan biri çalışırken, karşıtı olan kas gevşer.

Deriyi hareket ettiren kaslarda vardır. Yüz ve göz kapağı kasları gibi. Kasılan kas kasılır, kalınlaşır, sertleşir, şişer ve bol miktarda enerji harcar. Gevşeyen kasta ise, bunun tam tersi olan bir durum olur.

Çizgili kaslara iskelet kasları da denir. İskelet kasları kemiklere sıkı bir bağ dokusu ile bağlanırlar. İskelet kasları bir taraftan az hareketli bir kemiğe bağlanırken, diğer taraftan hareketli bir ekleme bağlanır. İskelet kasları çoğunlukla çiftler halinde çalışırlar. Hareket birbirine zıt çalışan kaslar sayesinde oluşur.

Bol oksijen taşıyan kanın rengi parlak kırmızı, karbondioksit içeren kanın rengi ise koyu kırmızı renktedir.

 

 

Kasın Yapısı: Kaslar, kas teli denilen ince liflerden oluşur. Kaslar kemiklere kirişlerle bağlanmıştır.

İnsanda destek ve hareket sisteminin diğer sistemlerle ilişkisi

Kemik ve kasların yapı ve işleyişlerinin sağlıklı olabilmesi, vücudun diğer sistemlerinin de düzenli çalışmasına bağlıdır.

Kemik dokunun ara maddesinde ve kas yapısında proteinler bulunur. Eğer kaslar yeterince besin almasa kas proteinlerden olan aktin ve miyozin yavaş yavaş yükselir. Bunun sonucunda kas erimesi hastalığı meydana gelir.

Proteinli besinler süt, yumurta, baklagiller gibi besinlerdir. Özellikle çocuklarda kemik ve kas gelişimi için bu besinlerin alınması gereklidir. Dengeli ve yeterli beslenme vücutta kemik ve kasların sağlıklı gelişimini sağlar. Kemiklerin oluşumunda ve sertleşmesinde kalsiyum, fosfor, potasyum mineralleri ve D vitamini gereklidir. Bu mineralleri besinler ile alırız.

İskelet sisteminin sağlığı

Sağlıklı bir iskelet ve kas sistemine sahip olmak için dengeli beslenme şarttır. Kemiklerin yapısında bol miktarda kalsiyum, potasyum ve fosfor, kasların yapısında ise protein bulunur. Bunun için;

Yaşa uygun spor yapmalı,

Duruş ve oturuş biçimine dikkat etmeli,

Kemiklerin gelişmesi için D vitamini gereklidir. (D vitamini eksikliğinde raşitizm
hastalığı görülür)

Ağır işlerden kaçınılmalı, dar ve yüksek topuklu ayakkabı giyilmemelidir.

Denge ve hareket sisteminizin vücudunuzdaki görevi nedir?

 

Vücudumuza şeklini verir, destek olur ve iç organlarımızı korur.

Kaslar, sinirler, eklemler ve kemikler birlikte çalışarak hareketimizi sağlar.

Uzun kemikler içinde bulunan ilik, kan yapar.

Kemikler kalsiyum depolar.

 

Kasların Bileşimi;

Kaslar, %75'i su, %21'i miyozin adı verilen kasın esas yumurta akı maddesinden oluşur. % 1 glikoz ve glikojen, % 2 muhtelif yumurta akı maddeleri, % l de inorganik tuzlardan yapılmıştır.

 

Kaslarda esneklik;

İğ şeklindeki bir kas ucundan bir yere asılıp çekilecek olursa uzar, bırakıldığı zaman yavaş,yavaşda olsa tekrar eski hâline gelir. Kasın bu uzanıp kısalmasına esneklik denir. Kas fazla çekilirse (dayanabileceğinden fazla kuvvet yüklenirse) artık eski haline gelemez, esnekliği kaybolur.

 

Kaslarda kasılma:

Kaslar, bazı uyarıların (iğneleme, çimdikleme, vurma, sıcak, soğuk, elektrik, asitler, bazlar gibi dıştan gelen uyaranlarla içten gelen uyaranlann etkisi) vasıtası ile kasılırlar. Yani uzunluğu azalıp şişkinleşir ve sertleşir. Su dolu bir kap içindeki kurbağanın ayağı elektrikle uyanlırsa kas kasılır, fakat suyun yüksekliğinin değişmediği görülür.

 

Kas sarsılması:

Bir kas kısa bir zaman devam eden bir uyaran ile uyartılırsa kas hızla kasılır ve yine hızla gevşeyerek eski hâline gelir. Buna kas sarsılması denir. Miyograf denilen bir alete yazdırılan; muhtelif hayvanlara ait kas sarsılma grafiklerinin incelenmesi, bir kas sarsılma müddetinin soğukkanlı hayvanlarda (kurbağa) sıcakkanlılardan (memeliler) daha kısa olduğunu gösterir.

 

Gece gündüz tarlasında, bağında çalışan köylülerin, çekicini sallayan demircinin,oduncunun; bürosunda çalışan memurdan, dükkanında oturan satıcıdan çok daha kuvvetli olduğu herkesçe bilinir. Bundan anlaşılıyor ki, çalışan kaslar kuvvetli, çalışmayanlar cılız kalır. Kasların gelişmesi için vücudun düzenli şekilde çalıştırılması lazımdır. Bunun için yaşa ve bünyeye uygun spor yapmak, temiz havada dağlarda kırlarda gezmek, ata,bisiklete binmek, yürümek,kürek çekmek,yüzmek boş vakitlerde bağ bahçe ile uğraşmak sağlığımız bakımından çok faydalıdır.Yalnız çeşitli spor yapanların ara sıra muayene olması,sporun bilhassa uygun olması, yorucu olmaması lazımdır.Yemeyi, içmeyi, okulu, dersini unutarak top peşinde koşmak spor değildir.Bu şekilde spor faydadan çok, bir çok zarar doğurur

Sürekli olarak yapılan ağır çalışmalar vr; kasların, vücut oranlarım ve biçimini değiştirecek ölçüde gelişmesine neden olur.

Kaslar, vücut dokuları arasında kendilerinden istenen iş gücüne cevap verecek şekilde büyüme yeteneğine

sahip, olağandışı dokulardır.

 

İskeletinizdeki kemikler, eklem ve kaslar olmasaydı ne olurdu?İskeletimiz olmasaydı, geriye desteksiz ve şekilsiz bir doku kütles: kalırdı, iskelet, iç organlar, kaldırır ve korur. Ayrıca, kaslarda çalışan kemikleı bize hareket imkânı sağlar.Beyin, vücudumuzun en fazla zedelenecek organıdır. Bunun için de, kemikten bir kürek olan kafatası, kafamızın içinde diğer organlardan ayrı olarak korunur. Beynin çevresinde, ye. alan duyu organları (göz, kulak ve burun) yüksekteki konumlan sayesinde iyi bir görme, işitme ve koklama yeteneği sağlarlar.Yaşam biçimimizin diğer özellikleri ve vücut sistemlerimizin biçim ve düzenlenişlerini belirler. Kas sistemi, iki ayaküstünde yürüme yöntemimize olanak verecek biçimde uyum sağlamıştır. Diğer hayvanlarla karşılaştırıldığında bacak ve kaba etlerimizin kasları çok genişlemiştir; Ama ön üyelerimiz, ya da kollarımız, az gelişmiş ve kaslanmamıştır. Bunlar kas ve iskelet sistemlerinin en çok gelişmiş parçalarıdır. Büyük olasılıkla ellerimiz yeryüzünde yer alan, en duyarlı kavrama araçlarıdır.

B. SOLUK ALIP

1-Oksijen alveollere kadar gelir.

2-Akciğerlerdeki hava basıncı düşer.

3- Kaburgalar arasındaki kaslar kasılır.

4-Göğüs boşluğu genişler.

5-Akciğerler genişler.

6-Diyafram kası kasılır.

 

SOLUK VERME

1-Kaburgalar arası kaslar gevşer.

2-Göğüs boşluğu daralır.

3-Diyafram kası gevşer.

4-Akciğerler daralır.

5-Alveollerdeki karbondioksit dışarı atılır.

 

AKCİĞERLER

 

Solunumun yapıldığı asıl organdır.Akciğerler göğüs boşluğu içinde bulunurlar. Sağ ve solda, göğüs boşluğu içerisinde iki tanedir. Sağdaki üç, soldaki iki dilime ayrılmıştır. Sağdaki soldakinden biraz daha büyüktür.Akciğerler kasılıp genişleyebilen birer organdır,içinde milyonlarca küçük bronşçuk vardır. Bu bakımdan, akciğerler bir süngere benzer.

Bronşcuklara kan damarlarının çok ince olan dalcıklarının uçları gelir.Bronşçuklar, burnumuz,soluk borusu ve bronşlar yolu ile gelen temiz havanın en son geldiği yerdir. Böylece akciğer temiz hava ile kanımızın karşılaştığı bir solunum organıdır.

Diyafram

Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran, akciğerlerin altında kubbe görünüşünde olan bir kastır.Kasılıp genişleyebilir.Diyaframın kasılıp genişlemesi, isteğimizin dışında beynimizden gelen emirlerle olmaktadır.

Solunum Nasıl Olur?

Diyafram denilen kas beynimizden geçen emirlerle kasılır. Böylece kubbe olmaktan çıkar ve düzleşir.Bunun sonucu olarak da akciğerler gevşer ve göğüs boşluğu genişler.Burnumuzdan gelen hava göğüs boşluğuna, yani akciğerlere kolaylıkla girmiş olur. Akciğerler hava ile dolar. Akciğerlerin hava ile dolmasının sonucu olarak da nefes almış oluruz.

Diyaframın gevşemesi ile, diyafram kubbeleşir, akciğerleri sıkıştırır. Göğüs boşluğu daralır. Bunun sonucu ; olarak da, akciğerlerdeki hava soluk borusu ve burun yolu ile dışarı çıkar. Akciğerlerden havanın çıkması ile nefes vermiş oluruz. Her soluk alıp vermede vücut için gerekli olan oksijeni dış ortamdan alıp, zararlı olan karbondioksiti veririz.

Soluk alıp vermede akciğerin ve göğüs kafesinin hacmi değişir, diyafram kası kısılıp genişler.Dinlenme hâlindeki bir insan dakikada 7 litre hava tüketir. Hareketler arttıkça tüketilen hava miktarı da artar.

C. Kanın Vücutta Dolaşımı;

Kan, sindirilmiş besinleri ve oksijeni hücrelere taşır. Hücrelerde oluşan karbondioks:i akciğerlere, zararlı maddeleri böbreklere taşır.Kanın içinde kan serumu ve kan hücreleri bulunur. Kan serumu, kanın sıvı kısmıdır. Kaş serumunun görevi sindirilmiş besinleri hücrelere taşımaktır. Kan, kalbimizin pompalanu hareketiyle damarlara geçer. Bu damarlardan bazıları,

l - Atardamarlar

2- Toplardamarlar

3- Kılcal damarlar

Atardamarlar: Kanı kalpten diğer organlara taşıyan damarlardır. Atardamarlar (Akciğer atardamarı hariç) oksijence zengin kanı taşırlar.

Toplardamarlar: Genellikle vücutta kirli kan taşırlar. Akciğer toplardamarı temiz kan taşır.Toplardamarlarda kanın hareketi damarları saran iskelet kaslarının basıncı ile sağlanır.Toplardamarlar, vücutta toplanan kanı kalbin kulakçıklarına getiren damarlardır.

Kılcal damarlardan oksijen ve besin hücrelere geçer. Karbondioksit ve artık maddeler de hücrelerden kılcal damarlara geçer. Atardamarlar ile toplardamarlar arasında bağlantı kurar.

Kalp, kanı bütün vücuda ileten bir motordur. Bunun işleme tarzını bir su sarnıcından su e bunu en uzak mesafelere gönderen bir pompaya benzetebilirsiniz. Bir su şebekesinde suyun geri dönmesini önleyen supablar olduğu gibi organizmamızda da kanın geri dönmesini önleyen buna benzer kısımlar vardır.

Kanın Temizlenmesi:

Nefes aldığımız zaman, akciğerdeki bronşçuklar, temiz hava ile dolmuş olur. Akciğerlerdeki oksijen kana geçer, böylece kanımız temizlenir, oksijeni artar. Kanımızda bulunan karbondioksit de haivaya karışır. Kirlenmiş olan bu havanın dışarı çıkması ile de temizlenme tamamlanır.

Kanın Görevleri

1. Taşıma:

Oksijeni akciğerden alıp dokulara, karbondioksiti dokulardan akciğere taşır.

İnce bağırsakta toplanan sindirim ürünlerini dokulara, dokulardaki artık maddeleri, madde ile ilgili organlara taşır.

Hormon gibi vücut düzenleyicilerini taşır.

2. Savunma:

- Antikorları ve akyuvarları ile mikropla savaşır.

3.Düzenleme:

- Vücudun su dengesini ve ısısını ayarlar.
4. Koruma:

Pıhtılaşma ile kan kaybına karşı vücudu korur.

 

Kalp

Kanın damarlarda dolaşmasını salayan kaslı organa kalp denir. Pompa görevi gören kalp, göğüs kafesinde iki akciğer arasında bulunur. Kalbin yapısında kaslar, sinirler, kapakçıklar, kalın koruyucu bir zar, kroner damarlar ve pelikard sıvısı bulunur. Bu sıvı hem kalbi korur, hem de kalbin hareketini kolaylaştırır.

Kalp dört odacıklıdır. Üstteki odacıklara kulakçık, alttaki odalara karıncık denir.

Kulakçık ve karıncıklar arasında kalp içinde kanın tek yönlü akışını sağlayan kapakçıklar bulunur.

Kalbin sol odacıklarmda temiz kan,sağ odacıklarmda kirli kan bulunur.Temiz ve kirli kan birbirine karışmazlar.

 

Kalbin Çalışması

Kalp sürekli kasılarak damarlarımıza kan pompalayan özel bir kastan oluşmuştur. Kalbin çalışması kasılma ve gevşeme hareketlerine bağlıdır. Kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşer ya da tam tersi olur. Örneğin; kulakçıklar kasılırken içindeki kan, basınçla karıncıklara geçe: Bu arada kulakçıklarla karıncıklar arasındaki kapakçıklar açıktır. Karıncıklar çalışırken: kapakçıklar kapanır. Böylece karıncıklardaki kan, atardamarlara pompalanır ve kanın kulakçıklara geçişi önlenmiş olur.

Kalp atışı, kasılma- gevşeme şeklinde sürer ve ortalama dakikada 70- 80 defa atar.

- Kanın kalpten atardamarlara pompalanması, atardamarların çeperlerinde gerilmeye neden olur. Genişleme büzülme şeklinde kanın atardamarlardaki iletimine nabız, kanın atardamar çeperine yaptığı basınca da tansiyon denir.

 

DOLAŞIM SİSTEMİ

Sindirim sonunda yapı taşlarına parçalanan besinlerin ve solunumla alınan oksijenin hücrelere, hücrelerdeki artık maddelerin ve karbondioksitin atılacağı organlara taşınmasını sağlayan sisteme dolaşım sistemi denir. Kanımızın vücutta dolaşımını sağlayan borular damarlarımızdır. Vücudumuzdaki damarlar değişik kalınlıklardadır.

Bu sistem vücuttaki tüm organlar arasında maddesel iletimi sağlar. Taşıma sıvısı kandı: Kanın kalpten pompalandıktan sonra vücudu dolaşıp tekrar kalbe geri dönmesine de dolaşın denir. Dolaşım sistemi kan, kalp ve damarlardan meydana gelmiştir.

 

Kan:Plazma ile hücrelerden oluşur.

Plazma'da: %90- %92 su, %7-8 kan proteinleri, asit. yağ, antikor, hormon, vitaminler, madensel tuzlar,üre, glikoz, enzim, CO2 ve erimiş gazlar bulunur.

Kan Hücreleri olarak da;

1. Alyuvarlar (Eritrositler):Kana kırmızı rengini verir.

2.Akyuvarlar (Lökositler): Vücudu hastalık yapıcı küçük canlılara karşı korur. Bunun için antikor ve antitoksin üretir.

3.Kan pulcukları: Kanın pıhtılaşmasını sağlar.

 

 

 Konu İle İlgili SORULAR

 

1. İskeletin görevleri nelerdir ?

Eklem ve kas sistemi ile birlikte vücudun hareketini sağlar.

Vücuda desteklik ve sertlik verir.

Kalp,beyin ve akciğer gibi iç organları korur.

Kaslara ve iç organlara tutunma yüzeyi oluşturur.

Vücudun ihtiyacı olan bazı temel minreleri depo eder.

Kan yapımında görev alır.

2. Göğüs, kafatası ve kaburga yapı bakımından nasıl kemiklerdir?

* Yassı kemikler.

3. Kısa kemikler nerede bulunur?

* Omurga ile el ve ayak kemiklerinde.

4. İnsan iskeleti kaç kısımda incelenir?

* İnsan iskeleti baş, gövde ve üyeler olmak üzere 3 (üç) şekilde incelenir.

S.Baş iskeletini oluşturan kemikler hangileridir?

* Kafatası ve yüz

ö.Gövde iskeletini oluşturan kemikler hangileridir?

* Omurga, göğüs kemiği, kaburga, omuz kemeri ve kalça kemeridir.

7. D vitamini eksikliğinde hangi hastalıklar meydana gelir?

* Çocuklarda raşitizm,yetişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalığını yapar.

8. Organizmalarda kaç tip iskelet vardır?

* Dış ve iç iskelet

9. İç iskelet hangi canlılarda bulunur?

* Omurgalılarda ve istisna olarak sünger ve derisi dikenlilerde

10. İç iskeletin dış iskelete göre üstünlüğü nedir ?

* İç iskelet hareketi kolaylaştırır ve büyümeyi dış iskelete nazaran daha az sınırlar.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !